
herkesler giderken mersine,
bizimki gitti tersine,
ondan sebep olsa gerek,
son zamanlarında
sıkışmış kalmış en köşelere
okur-yazar idi oysa bas baya,
pis işlere bulaştı göz göre göre,
düştü lağımların en derinine.
düş kurmak diye yıllarını
heba etti boş yere..
şimdi duyan yok sesini,
konuşası da yok zaten yazık,
bir sesler kaldı yanında:
tünel kazma çabaları ve yediği kazık
hayata dönüş diye bilindi en güzel yılları,
bir daha asla özüne dönememek pahasına,
operasyonlar mı geçirmedi,
yağmalanmadı mı genç bedenleri
ama bunlar önemsizdi pek tabii,
kurtaracaktık ya ülkeyi,
ha pardon,
hayallerimiz daha mühimdi
ülkeyi değil,
evreni..
evrene de Evrenler bulaştı lakin,
ipe asılı çocuklarla bitti mi sandınız,
yalnız iple biter mi
koca ülkenin hayalleri?
daha nice operasyonlar,
nice f tipleri,
yusuf bizden iyi bilir o halleri.
on yıl da biter,
otuzu da,
daha geçende vereceklerdi el kadar çocuğa,
23 yıl ceza.
çıkınca çok sevecek bu ülkeyi,
niyetimiz o belli ki.
hoşgörümüzden sebep tüm bunlar,
milletçek çok severiz hoş görmeyi,
zaten esasında müebbetti bu kalleşlerin
hakettiği.
bitmiş işte onunki de,
demir kapılar açıldı mı bir kere,
görün siz o zaman maviyi, yeşili,
hele bir de tüketmekteyse elindeki sigara,
ciğerlerini.
öksür öksür bitmez dünya,
boğazından sökülenler,
yılları akıtacakmış gibi davransa da,
seni kandırmakta.
insan önce,
kulağında kalan marş seslerini
söküp atmalı,
sol yumruğunu usulca indirmeli,
görmemeli iki ayaklıların hallerini,
eğer varsa bırakmalı elindeki kalemi,
ölüme çeyrek kala
hâlâ ve hâlâ
öğret/nmeye olan hevesinden
vazgeçmeli
yok etmeli söz verdiği
tüm bisikletleri
insan önce,
kendi gibi olmayana varmalı,
ama sen ne yaptın yusuf,
bir fahişeyi bulup,
onunla koşmaya çalışınca
yeni dünyaya,
sarpa sardı hallerin.
o da kayıp sen gibi,
kendini bulamamakta.
...
..
üç nokta ve
üç nokta.
çocuğu var kadının çok uzaklarda,
üzerine çıkan adamlar,
bilecek değil ya bunu,
hem o adamlar herkesten iyi bilir ya
namusu, onuru,
bu yeter yani.
oysa okşadıkları evlerinde uyuyan kız çocuğu,
üzerinde inledikleri,
hep kendi çocuklarının sureti.
bilecek değiller ya bu gerçeği.
ama kadın bilir,
bilir ve gidelim der cesur,
oysa içinde bir el gizli,
göze alamamaya görevli,
sonu yok bunun çünkü,
ayakları taşıyacak eninde sonunda,
her yere,
kara geçmişini,
yoksa eminiz
o da istemezdi
yusufu bırakıp gitmeyi.
...
kadın gidince tabi,
yusuf kaldı tek,
ve mahkum zaten olmaya hep yek.
özüne dönememe operasyonu dedik ya,
bulamayınca kendindeki kendini,
karadenize sığındı mecbur,
hırçındır oranın denizi.
dalgalar yutsun diye bedenini,
oracıkta sonsuzluğa karışmak tek isteği.
dalgalara değilse de
toprağa karıştı yusuf finalde
sigaranın suçu mu bu
kaderin oyunu mu
yoksa
söylemeye dilim varmaz
amma
onca slogan,
onca emek,
buraya mı varmak için hep?
büyük işler yapayım derken,
küçük çentiklere
hapsedilmek